Amerika Birleşik Devletleri’ne Sığınmak İçin EB-5 Programına Yatırım Yapın

Maalesef günümüzde birçok ülke istikrarsızlıklar ve belirsizliklerle boğuşuyor. Yolsuzluğa batmış yönetimler, iç karışıklıklar, altyapı yetersizliği, eğitim sisteminin zayıf olması ve ekonomideki dalgalanmalar genellikle fakir ülkeleri etkiliyor ve bu yerlerde zengin olmanız da sizi sorunlardan kurtarmıyor. Ancak zengin, müreffeh ve özgür bir ülke olan Amerika Birleşik Devletleri’nde doğan şanslı insanlar bu tür şeylerden endişe etmiyor.
Kimse nerede doğacağını seçemez ancak EB-5 Göçmen Yatırımcı Programı sayesinde yabancı yatırımcılar kalıcı olarak ikamet edecekleri ülkeyi seçebilir. EB-5 vizesi çok sayıda avantaj sunuyor. Yatırımcılar bu vize sayesinde, ülkelerinde işler zorlaştığında sığınılacak bir yere sahip oluyor. EB-5 yatırımcıları, kalıcı oturum hakkı edindiklerinde ikamet konusundaki bazı şartları yerine getirmek zorunda. Ancak beş yıllık kalıcı oturumun ardından ABD vatandaşlığına başvurmaları mümkün. Vatandaş olduktan sonra kendi ülkelerinde diledikleri kadar kalabilirler.

İstikrarlı Bir Para Birimine Sahip Güçlü Ekonomi

Amerika Birleşik Devletleri, nüfusları 4 kat fazla olan Çin ve Hindistan gibi dev ülkelerin önünde dünyanın en büyük ekonomisi. Ayrıca, kişi başına düşen milli gelir bakımından en zengin ülkeler arasında. Listenin tepesinde Katar, Macao ve Lüksemburg gibi küçük ülkeler yer alıyor. Nüfusu 10 milyonu aşan ülkeler arasında ise ABD’den zengini yok.

Amerika Birleşik Devletleri’nin zenginliği hem vatandaşları hem de bu ülkede yaşayan insanlar için sayısız avantaj sağlıyor. Önemli miktarda harcanabilir gelir sayesinde ABD vatandaşları ve bu ülkede ikamet edenler kaliteli bir yaşam sürüyor ve başka ülkelerdeki insanların elde edemeyeceği lükslere sahip oluyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayanlar kaliteli gıdalar satın alma ve güzel evlerde oturma gücüne sahip olmanın yanında eğlence ve hobiler için de bütçe ayırabiliyor. Dar gelirli Amerikalılar bile sayısız lükslerden yararlanıyor. 2019’da yapılan bir araştırma, ortalama bir Amerikalının temel gereksinimler haricinde yılda yaklaşık 18.000$ harcadığını ortaya koydu. ABD doları gayriresmi olarak dünyanın ortak para birimi ve dünyanın en değerli paralarından biri. Amerikan dolarından daha değerli olan çok az para birimi var. Yani ABD vatandaşları ve bu ülkede yaşayanlar, dünyanın en zenginleri arasında yer alıyor ve daha ucuz olan diğer ülkelere rahatlıkla seyahat edebiliyor. Dünya ekonomisi için taşıdığı önemden ötürü güvenli bir yatırım aracı olarak görülen ABD doları, Euro ve Japon yeni gibi para birimlerini bile bu açıdan geride bırakıyor.

Demokratik Yönetim

Dünyanın örnek demokrasilerinden Amerika Birleşik Devletleri, özgürlükleriyle de tanınıyor. Son dönemde dünyada hızlı bir demokratikleşme görülse de Pew tarafından 2017’de yapılan bir araştırmaya göre demokrasiyle yönetilen ülkelerin oranı yalnızca %57, yani %43’ü demokratik değil. 2015 yılında, 7,35 milyarlık dünya nüfusunun yalnızca 4,1 milyarı demokrasilerde yaşıyordu. Çin, Vietnam ve Suudi Arabistan gibi büyük nüfusa sahip ülkeler başta olmak üzere dünya genelinde birçok insan otoriter liderlerin demir yumruğu ile yönetildiği için henüz özgürlükle tanışmış değil.

Amerika Birleşik Devletleri’nde de zaman zaman sorunlar ve iç karışıklıklar ortaya çıkabiliyor ancak bunlar dünyanın geri kalanı ile kıyaslanmayacak kadar nadir oluyor. Gelişmekte olan ülkelerde yolsuzluk ve adaletsizlikler iç karışıklık riskini artıyor. Bu yüzden de söz konusu ülkelerdeki zenginler bile aniden ortaya çıkabilecek siyasi istikrarsızlıklara karşı dikkatli olmak zorunda. Örneğin, Şili ve Hong Kong’da 2019’da bu tür durumlar yaşandı. Bir zamanlar, Ortadoğu’nun mücevheri olarak görülen Suriye ise iç savaş dolayısıyla bugün dünyanın en tehlikeli ve istikrarsız ülkeleri arasında. Benzer şekilde, Venezuella da eskiden Latin Amerika’nın en zengin ve istikrarlı ülkesiyken; sorumsuz ve beceriksiz yöneticiler yüzünden kaos, yoksulluk ve şiddet sarmalına yuvarlandı. ABD dahil hiçbir ülkenin iç karışıklıklardan %100 uzak olduğunu söyleyemeyiz. Ancak birden fazla ülkede oturum hakkı ya da vatandaşlık sahibi olanlar, işler kötüye gittiğinde alternatif bir vatana sığınabilir.

Verisk Maplecroft tarafından yapılan bir araştırma, 2020 yılında tüm ülkelerin %40’ında bazı iç karışıklıklar çıkacağını gösteriyor. Bu çalışmaya göre, Çin, Rusya, Suudi Arabistan, Brezilya, Türkiye ve Tayland gibi büyük ülkelerde toplumsal olaylar yoğunluk kazanacak ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan COVID-19 salgını huzursuzluğu daha da artıracak. Belirsizliğin arttığı bu dönemde, söz konusu ülkelerin vatandaşları, ABD vatandaşlığından ya da yeşil kartından büyük avantaj elde edebilir.

Güçlü Altyapı

Zengin ve gelişmiş bir demokratik ülke olan Amerika Birleşik Devletleri’nin güçlü ve sağlam bir altyapıya sahip olması doğal. Dünyanın en gelişmiş ve kaliteli tıp merkezlerinden bazıları Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunuyor. Bu kurumlarda, dünyanın en iyi üniversitelerinde yetişmiş doktorlar çalışıyor. ABD’de eğitim sistemi çocukları kapsamlı bir öğretimden geçiriyor ve güçlü yönlerini genç yaşta fark etmelerine ve tutkularının peşinden gitmelerine yardımcı oluyor.

Vatandaşlara ve ülkede yaşayanlara belirli haklar veren anayasa sayesinde, ABD’deki EB-5 yatırımcıları ve aileleri özgür bir yaşamı garanti altına almış oluyor. Birçok demokratik ülkede ifade özgürlüğü bulunuyor ancak bazı ülkelerde bu hak anayasa ile garanti altına alınmıyor. Örneğin bazen İngiltere’de bile kamu yararı gerekçe gösterilerek ifade özgürlüğü kısıtlanabiliyor.

ABD vatandaşları ve bu ülkede yaşayanlar, başta otoriter şekilde yönetilenler olmak üzere birçok ülkede bulunmayan basın özgürlüğünden de yararlanıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde anaakım medyada başkanın ya da yönetimin eleştirilmesi sıradan bir olgu. Çin gibi ülkelerde ise bu durum söz konusu bile değil. Yani ABD’de yaşayanlar, hükümetin tek taraflı anlatıları yerine çok çeşitli bakış açılarından haberdar olarak fikir edinebiliyor. Bir başka deyişle, ABD’de yeşil kart sahibi olmak, zenginlik ve refahtan fazlasını vaat ediyor. Bunların başında ise güvenlik, özgürlük ve insan hakları geliyor.

Menü